Kayıp Çocuklar ve Çocuk Cinayetleri

Kayıp Çocuklar ve Çocuk Cinayetleri

28 Kasım 2014 Cuma


Her kaybolma ve cinayet haberinden sonra toplum biraz daha nevrotik bir hal yaşamaya, korkuların esiri olmak yolunda ilerlemeye devam ediyor. Evet herhangi bir canlının suç davranışının mağduru olması korkunç bir olaydır ancak bu türden yaşantılara karşı tedbirli olmak ile olayların vehametine kapılarak yaşamak farklı şeylerdir.

 

Çocuklara yada yetişkinlere karşı her canlı suç davranışında bulunmaz. Bazı bireyler çeşitli toplumsal yada şahsi durumları nedeni ile suç davranışında bulunurlar. Çocuklara dair suç davranışında bulunan suçlular daha çok “psikolojik rahatsızlıkları bulunan suçlu bireyler” den oluşur. Bu grubun yanında aileden veya aile dışından yetişkinlerin aile bireyleri ile oluşan çatışmanın sonucunda intikam almak için küçüğe karşı şiddet göstermesi çocuğa karşı şiddetin bir diğer kaynaklarındandır. Çocuğun çocuk olmasından kaynaklı fizyolojik ya da zihinsel durumu nedeni ile şiddete maruz kalma durumuda yaygındır.

 

İstismara uğrayan çocuğa sosyal destek şart

Çocuklara dönük gelişen suç davranışları ve buna mukabil verilen cezaların yeterliliği, adli sürecin işleyiş şekli tartışılmaktadır. Çocuğun uğradığı mağduriyetin yaşamına olan etkisini en aza indirecek şekilde bir yargı ve sosyal destek sisteminin olması zorunludur. Çocukların yaşadıkları ihmal ve/veya istismar durumu sonrasında aile desteği ile çocuğun almak zorunda olduğu sosyal ve profesyonel destek çocuğun yaşadığı travmatik duruma, yaşına, gelişimine, eğitim durumuna uygun olmalı.

 

Her gün çocuklara dair haberlerin manşet olduğu bir toplulukta ailelerin çocuklarına dair endişeleri elbette haklı gerekçelere dayandırılabilir. Ancak çocuğun çocukluğunu yaşamasına dahi engel oluşturacak türden ve tarzda koruma, engelleme ve güvenlik tedbirleri oluşturmak çocukta başkaca rahatsızlıkların oluşmasına sebep olabilecektir. Ailelerin ve ilgili devlet kurumlarının çocuklara dair koruyucu düzenlemeleri gereği kadar gerçekleştirmeleri çocuk sağlığı açısından zorunludur.

 

Aileler çocuklarını korumak için;

  •  Aileler çocuklarının kimler ile ne türden arkadaşlık kurmakta olduklarını bilmek ve kontrol etmek zorunda.
  • Tamamen kontrol dışı olabilen internet ve özellikle sosyal medyadaki süreçlere, ilişkilere karşı dikkatli olunmalıdır. Çocukların sosyal medyada fiziksel olarak hiç bir yakınlığı olamayacak olan yabancılar ile kurdukları ilişkiler tehlikenin alarmı olmalı.
  • Okul çağında olmayan çocukların uzun süreli olarak güvenilen bir yetişkin yada göz teması olmaksızın dış dünyaya terk edilmemesi gerekir.
  • Okul çağına ulaşmış çocukların tehlikeli olabilecek durumlara ilişkin yaş ve gelişimleri göz önünde bulundurularak korkutmadan, bilgi verilerek tehlikeli kişilere ve davranışlara karşı dikkatli olması sağlanmalı.
  • Çocuklar yaşlarına uygun şekilde vücutlarını tanımalı ve vücutlarının özellikle de bazı kısımlarının özel alanlar olduğunu, o alanlara dönük sözlü ve/veya fiziksel etkinin ne anlama geldiğini bilmeli.
  • Anne ve babalar çocuklarının vücutlarında oluşması muhtemel olan morarma, kızarıklık vb. fiziksel bulguların nerede ve nasıl oluştuğunu bilmeleri hayati derecede önemli.
  • Aileler her anlamda çocukları ile mükemmel bir iletişim kurmak zorundadırlar ki çocuklar yaşayabilecekleri olumsuz yaşantıları saklamasınlar ve ayrıca her çocuk yetişkin ilgi ve sevgisine ihtiyaç duyar, bu ihtiyaç hali yakınları tarafından sağlanamıyorsa çocuk bu ihtiyacını karşılamak için farklı yollar deneyebilir ve bu deneyim muhtemel istismar olaylarına kapı aralamaktır.
  • Çocukların korunması sadece ailelerin vazifesi olmayıp toplumda ki her bireyin ve devletin sorumluluğunda olup çocuklara dair kamu kurum ve kuruluşlarından haberdar olmak ve gerektiğinde ilgili kurumlar ile paylaşımlarda bulunmak gerekiyor.

Oğuzhan Eyilik

Pedagog – Psikolojik Danışman

www.biradimdaha.com