Çocukla İletişim ve Çocukluk

Çocukla İletişim ve Çocukluk
Çocuk ve iletişim kavramları son bir kaç yüzyılın kavramları iken sanki insanlık var olmaya başladığı andan itibaren bugün anladığımız anlamda sanki varmış ve bugün olduğu şekli ile anlaşılıyormuş gibi düşünülebilir.

28 Kasım 2014 Cuma


Çocuk ve iletişim kavramları son bir kaç yüzyılın kavramları iken sanki insanlık var olmaya başladığı andan itibaren bugün anladığımız anlamda sanki varmış ve bugün olduğu şekli ile anlaşılıyormuş gibi düşünülebilir. Oysa çocuk ve çocukluk özel anlamıyla yaşamda yerini bulabilmesi 16 ile 17. yüzyıllara denk gelmektedir. Bu yüzyıllar itibari ile çocukların yetişkinin küçüğü olarak anlaşılmasından, çocukların kendine has özellikleri olduğu, ihtiyaçları farklı olduğu şeklinde bir sürece doğru ilerleme gerçekleşmiştir.

 

Çocuklar, 17. yy öncesinde “yetişkinliğin küçük hali” olarak algılandığı için kıyafetleri, yiyecek ve içecekleri, yaşam şekli, çalışma hayatına katılımı, yargı süreçleri için özel bir algı olmadığı için yetişkinler gibi yaşadıkları bilinmektedir. Sonraki yıllarda ise çocukluğun, gelişim ve yaşam süreçlerinin farklı bir dönem olarak algılanması ile çocuğa has oyunlar, kıyafetler, yiyecekler, yaşam şekilleri, çalışma hayatından alıkonulma ve eğitim süreçlerine tabi tutulmak gibi çocukluğa has yaşantılar oluşturulmuştur.

 

Çocukluğun hayatın içerisinde olması gereken şekilde yer bulmaya başlaması ile birlikte çocukluktan beklentiler değişmiş ve çocuk ile teması olan her türlü kurum ve kişide tarzını, yaklaşımını değiştirmek zorunda kalmıştır. Oluşan değişim ve gelişmeler çocuk ile iletişimin değişmesini de zorunlu kılmıştır.

 

İletişim, her türden ihtiyaç ve beklentileri ifade edebilmek adına kullanılan, sözlü ya da sözsüz araçlardır. Bu araçlar bazen dile aittir, bazen ise fiillerdir. İletişimin çeşitliliği, türleri zamana ve iletişim kuran taraflara göre değişkenlik gösterebilir.

 

İletişimin çocuk ile olması ise daha farklı bir yaklaşımı gerektirir. Çocuklar gelişimleri gereği iletişim süreçlerine ait iletileri anlayamayabilir. Çocuk ile iletişimde istenen algının sağlanabilmesi için çocuk ve çocukluğa ait özelliklerin farkında olunmalıdır. Çocukların anlayamayacağı ifadeler, terimler, davranışlar ve içerik iletişim sürecinin oluşmasını engelleyecektir. Çocuk ile iletişim, çocuğun anlam dünyasına hitap etmek zorundadır.

 

Çocuk ile kurulan iletişimin içeriği çocuğun yaşantısında karşılığı olan oyun ve kurgular ile zenginleştirilir ise iletişime pozitif anlamda katkı sağlanır.

 

Çocuk ile iletişimde dikkat edilmesi gerekenler;

  • İletişim de iletinin, gönderici tarafından ve alıcının anlayabileceği şekil ve içeriğe dönüştürülmesi gerekir. Çocuk ile kurulan iletişimde kullanılan sözlü yada sözsüz ifadelerin “çocukça” olması zorunludur.
  • İletişimin temel vazgeçilmezlerinden biri göz temasıdır. Göz temasının kurulabilmesi için yetişkin birey çocuğun göz hizasına inmelidir. Yetişkin birey, çocuk iletişiminde, fiziksel duruşu ve duygusal hali ile çocuğun seviyesini göz önünde bulundurmalıdır.
  • İletişim için alıcının psikolojik durumu yanında fizyolojik olarakta rahat olması gereklidir. Fizyolojik ihtiyaç ve zorunlulukları olan bir çocuk belkide çokta önemli olarak tanımlanan bir ileti hakkında normal şartlarda gösterebileceği ilgiyi göstermeyebilir. Özellik ilede çocuklar ile her konuda her an iletişim kurulması mümkün değildir. Bazı durumlarda uygun zaman ve mekanı beklemek gerekebilir.
  • Çocuk ile kurulan iletişimde gereği halinde uygun olabilecek oyunlar ve resim çalışmaları kullanılabilir.
  • İletişim sürecinin çocuk ile kurulduğu göz önünde bulundurulur ise gerçekleşmesi muhtemel iletişim kazalarına alternatif iletişim yolları için tedbirli olunabilir.
  • Çocuk ile kurulan iletişimde sürecin merkezinde çocuk yer alır. Çocuk yönlendirici iletiler/sorular ile değil rahatlatıcı bir tavır ve açık uçlu sorular ile iletişim sürecine katılması özendirilmelidir.

Oğuzhan Eyilik

Pedagog – Psikolojik Danışman