Çocuklarda Sınav Kaygısını Tetikleyen Ebeveyn Etkileri

Çocuklarda Sınav Kaygısını Tetikleyen Ebeveyn Etkileri

Çocuklar okulun başlamasıyla birlikte farklı bir döneme giriş yaparlar ve bu dönem onlarda sorumluluk kavramının ortaya çıkmasına neden olur.


29 Kasım 2017 Çarşamba


Çocuklar okulun başlamasıyla birlikte farklı bir döneme giriş yaparlar ve bu dönem onlarda sorumluluk kavramının ortaya çıkmasına neden olur. Öğrenilmesi gereken bilgiler, çalışılması gereken dersler, akademik başarı ve iyi eğitim veren okullara yerleşebilmek için geçilmesi gereken bir takım sınavlara tabi tutulurlar. Bununla birlikte çocuklarda meydana gelen sınav kaygısı, çocuğun sınava ilişkin yüklediği anlam, zihninde oluşturduğu ve sınav sonrası duruma atıfta bulunan bir takım senaryolar bu kaygının oluşumu üzerinde etkilidir.

Kaygılı bir çocuk zihinsel, duygusal ve fizyolojik belirtiler gösterebilir. Gerçekçi olmayan başarısızlık düşünceleri, sürekli kendini eleştirme, özgüven azlığı, dikkat eksikliği, konsantre olamama, olumsuz sonuç yaşanacağına yordama gibi zihinsel belirtiler ortaya çıkarken bunun yanında panik, sinirlilik, ağlama, şaşkınlık, depresif duygu durumu gibi duygusal belirtiler gözlenmektedir. Ayrıca ortaya çıkan çalışma isteksizliği, unutkanlık, sınavlardan kaçma kaçınma gibi davranışsal belirtiler de görülmektedir. Bir takım fiziksel; baş ağrısı, kalp çarpıntısı, terleme, nefes darlığı, kasılma, yorgunluk ve bitkinlik, uyku sorunları vb. belirtiler de diğer faktörlere eşlik etmektedir.

Çocuklarda sınav kaygısını oluşmasında etkisi olan gerçekçi olmayan; ‘Sınava hiç hazır değilim.’ ‘Bu bilgiler çok gereksiz ve saçma.’ ‘Bu konuları anlayamıyorum ve hiç bir zaman anlamayacağım.’ ‘Çok fazla ders ve konu var hangi birine hazırlanayım.’gibi olumsuz otomatik düşüncelerin yanı sıra; ‘Yapmam gereken nedir?’ ‘Yapabileceğimin en iyisini nasıl yapabilirim?’ ‘En kötü ne olabilir?’ ‘Bu sınavda başarısız olmam her zaman her konuda başarısız olacağım anlamına gelmez.’ ‘Başarısız olmam tembel olduğumu göstermez daha fazla çalışmam gerektiğini gösterir.’ gibi alternatif düşünceler geliştirmek gerekir. Bu düşünce ve inanç sistemlerini sorgulayarak düşünsel belirtilerle başa çıkarken, nefes ve gevşeme egzersizleriyle fizyolojik belirtilerle başa çıkılabilir. Kaygıyı bastırmak yerine, kaygıyı kabullenerek alternatif çözümler bulmak daha faydalı olacaktır.

Çocukların sınav kaygısını tetikleyen bir diğer faktör de ele alınması gereken önem ve nitelikteki anne-baba tutumlarıdır. Aile için sınavın ne ifade ettiği, çocuklarından yüksek beklentileri, sınavı araçtan ziyade amaç olarak görmeleri, ailenin çocuğuna aşırı güveni veya hiç güvenmemesi, bütün imkanlarının çocuk için seferber edilmesi, çocukluklarını başarılı başka bir tanıdıklarıyla kıyaslamaları, davranışsal olarak sürekli panik halinde olmaları, yüzde yüz kazanacaksın gibi yanlış motivasyon cümleleri kullanmaları çocukta kapasitesinin üzerinde bir beklenti geliştirmeye, kaygı ve özgüven eksikliğine sebep olacaktır. Çocuğun beklentisi; ailesinin onu sonuç ne olursa olsun desteklemesi, yanında olduğunu hissettirmesi ve ilgi göstermesidir.

Çeşitli ebeveyn tutumlarıyla karşılaşılmaktadır. Bunlardan bazıları; abartılmış sevgi ve aşırı koruyucu anne-baba, mükemmeliyetçi anne-baba, şiddetli reddedici ebeveyn, tutarsız anne-baba, baskıcı ve otoriter anne-baba, ilgisiz pasif ebeveyn gibi profillerle karşımıza çıkan anne-babaların bu tutumları çocukta bir takım negatif bilişsel süreçlere etken olmaktır. Bu tutumlar karşısında kalan çocuk ‘Ailem benim bir dediğimi iki etmiyor başarısız olsam da bana kızmazlar öyleyse sınav için çabalamama gerek yok.’ ‘Ailemin yüksek beklentileri içerisindeyim, bu beklentileri karşılayamayacağım yetersiz kalacağım ve başarılı olamayacağım.’ ‘Elimden geleni yapsam dahi alacağım sonuç ailemi hiç bir türlü mutlu etmeyecek.’ ‘Anne-babam sınav sürecime farklı tutumlarla yaklaşıyorlar ve bunun sonucunda tartışıyorlar onların tartışmasına sebep olan unsur benim.’ ‘Ailem sınavı kazanmam için aşırı masraf yaptılar sırf bunun için bile kazanmam gerektiğini söylüyorlar kazanamazsam ben ne yapacağım.’ ‘Ailem bana karşı çok ilgisiz sınav sürecine hiç dâhil olmadılar öyleyse benim sınavı kazanıp kazanmamam onlar için çok fazla önemli değil.’ Gibi bir takım çeşitli düşünceler içerisine giren çocuk motivasyonel olarak düşüş yaşayacaktır.

Unutulmamalıdır ki; kaygı kişiyi harekete geçiren gerekli bir unsurdur. Ancak kaygının çok az olması çocuğun sınav sürecine kayıtsız kalmasına neden olurken kaygının aşırı olması da çeşitli düşünce, duygu ve fizyolojik olumsuz reaksiyonlara sebep olarak çalışmasını engelleyici bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Orta düzeyde kaygı kişiyi ne rahatsız eder ne de tamamen pasif yapar. Doğru bir anne-baba tutumunun, alternatif düşünce yollarının ve orta düzey bir kaygı durumunun sınav sürecine katkısı yadsınamazdır. “Daha önce hiç sahip olmadığın bir şeye sahip olmak istiyorsan, daha önce hiç yapmadığın bir şey yapmalısın.”  

                                                             

                                                                                                                                                                                                  Psk. Burcu YILMAZ

                                                                                                                                                                                                           MaviTaç